Emek Hareketi← Ana sayfaya dön

Savaş Bütçeleri Büyürken Emekçinin Payına Yoksulluk Düşüyor

NATO’nun büyüyen silahlanma hedefleri ve Türkiye’nin 2 trilyon 155 milyar liralık savunma-güvenlik bütçesi; binlerce okulun, yüzlerce hastanenin ve milyarlarca öğün ücretsiz yemeğin karşılığına denk geliyor.

Savaş Bütçeleri Büyürken Emekçinin Payına Yoksulluk Düşüyor için kapak görseli

Savaş bütçeleri büyürken emekçinin payına yoksulluk düşüyor

Bütçe, yalnızca rakamlardan oluşan teknik bir belge değildir; iktidarın hangi sınıfın ihtiyaçlarını öncelediğini gösteren siyasal bir tercihtir. 2026 tablosu bu tercihi açıkça ortaya koyuyor. Ücretler enflasyon karşısında erirken, okullarda temizlik ve beslenme sorunu sürerken, sağlık hizmetlerine erişim zorlaşırken silahlanmaya ayrılan kaynaklar büyümeye devam ediyor.

NATO’nun 2026 ortak finansman zarfı 5,3 milyar avroya ulaştı. Bunun 2,42 milyar avrosu askerî bütçe, 528,2 milyon avrosu sivil bütçe; kalanı ağırlıkla Güvenlik Yatırım Programı için ayrılıyor. Ancak bu yalnızca NATO’nun doğrudan yönettiği ortak kaynak. Asıl büyük yük, üye ülkelerin ulusal savunma bütçelerinde: NATO’nun Temmuz 2026 tahminine göre ittifakın toplam savunma harcaması 1 trilyon 810 milyar dolara yaklaşıyor. [NATO’nun 2026 bütçesi](https://www.nato.int/en/what-we-do/introduction-to-nato/funding-nato), [NATO savunma harcamaları raporu](https://www.nato.int/content/dam/nato/webready/documents/finance/def-exp-2026-en.pdf).

NATO raporu, 2026’da çekirdek savunma harcamalarının ittifak genelinde toplam millî gelirin yüzde 2,86’sına, Türkiye’de ise yüzde 2,85’ine ulaştığını tahmin ediyor. Buna rağmen 2025 Lahey Zirvesi’nde üyelerden 2035’e kadar millî gelirlerinin yüzde 5’ini savunma ve güvenlikle bağlantılı alanlara ayırmaları istendi. Bu hedef, silahlanmayı dönemsel bir harcama olmaktan çıkarıp kamu maliyesinin kalıcı önceliği hâline getiriyor. Her yeni artış; eğitimden, sağlıktan, sosyal güvenlikten ve ücretlerden çekilecek yeni kaynak anlamına geliyor.

Türkiye’de de aynı yönelim hâkim. 2026 bütçesinde doğrudan savunma harcamaları için 1 trilyon 202 milyar, iç güvenlik için 953 milyar lira öngörüldü. Savunma ve güvenlik toplamı 2 trilyon 155 milyar liraya, yani merkezî bütçenin yaklaşık yüzde 11,4’üne ulaşıyor. Yalnızca doğrudan savunma ödeneği, günde yaklaşık 3,3 milyar liralık bir harcama kapasitesi demektir. (https://tbmm.gov.tr/Milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=84368).

Bu tutarların ne anlama geldiği sosyal ihtiyaçlarla karşılaştırıldığında daha iyi görülüyor. Strateji ve Bütçe Başkanlığının 2026 Kamu Yatırım Programında dış krediyle finanse edilen okul inşaatları için 2 bin 292 dersliğe karşılık 24,6 milyar liralık proje tutarı yer alıyor. Bu ortalama esas alındığında, doğrudan savunmaya ayrılan 1 trilyon 202 milyar lirayla yaklaşık 4 bin 665 adet 24 derslikli okul eşdeğeri üretilebilir.

Aynı programda 2026’da başlayan 400 yataklı bir devlet hastanesinin proje tutarı 5,6 milyar liradır. Yalnızca savunma ödeneği yaklaşık 214 böyle hastaneye karşılık geliyor. Elbette hastane yalnızca binadan ibaret değildir; bu kaynak, on binlerce sağlık emekçisinin istihdamına ve nitelikli kamusal hizmetin sürekliliğine de ayrılabilir. (https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2026/01/2026-Yili-Kamu-Yatirim-Programi-26012026.pdf).

MEB’in 2026 için belirlediği 93,50 liralık bir öğün bedeli esas alındığında aynı kaynakla öğrencilere yaklaşık 12 milyar 856 milyon öğün yemek sunulabilir. Bu, savunmaya ayrılan yalnızca bir günlük kaynağın 35 milyondan fazla öğrenci-öğüne eşit olmasıdır. İç güvenlik harcamaları da hesaba katıldığında karşılık 8 bin 365 okul eşdeğerine, 384 adet 400 yataklı hastaneye veya 23 milyar öğrenci-öğüne çıkıyor. Bunlar bire bir yatırım programı değil, kamusal tercihin ölçeğini gösteren yaklaşık maliyet karşılaştırmalarıdır.

Sorun, güvenlik ihtiyacını inkâr etmek değildir. Sorun, güvenliği silah sayısına indirgeyen; halkın sağlığını, çocukların beslenmesini, eğitimi ve insanca yaşamı tali gören anlayıştır. Açlık, işsizlik, güvencesizlik ve geleceksizlik büyürken toplum daha güvenli hâle gelmez. Tersine, eşitsizlik derinleşir ve demokratik hayat zayıflar. Savaş bütçesi, bir yandan silah tekellerine sürekli pazar yaratırken diğer yandan emekçilere kemer sıkma, düşük ücret ve kamusal hizmetlerde daralma olarak döner.

Emekçilerin alın teriyle oluşan bütçe, silah tekellerinin kârına ve NATO’nun hedeflerine göre değil, halkın gerçek ihtiyaçlarına göre kurulmalıdır. Okula, hastaneye, ücretsiz yemeğe ve insanca ücrete kaynak vardır. Eksik olan kaynak değil; bu kaynakların kim için kullanılacağını değiştirecek birleşik, örgütlü ve kararlı bir mücadeledir.

Emek Hareketi